Seda Çalışkan galp <3

Müzik kimseye ait olmayan bir kavram, tıpkı gökyüzü gibi. Var olduğunu biliyoruz ama kimse bu bana aittir diyemiyor. Seda sözlerini yazmış, Bertan beslemiş ve ortaya “Beni gör diye” çıkmış. Müzik üzerine yazılabilen bir şey değildir aslında, herkes farklı bakabilir, farklı hissedebilir dinlediğinden ve fakat Seda öyle bal söylemiş ki hissetmemek na-mümkün.

Seda Çalışkan öyle meşhur şarkıcılardan değil, ismi ve sesi sadece kendi çevresince biliniyor, yazıyor söylüyor ama nasıl güzel söylüyor(: Dinleyelim kendisini, anlatmaya gerek kalmasın..

Seda bu şarkının hikayesini şöyle anlatmış :

“Bir yıldan biraz daha uzun bir süre önce, canım arkadaşım Bertanla sohbet ediyorken; “İnsan çok şey söylemek istiyor da yinede susuyor” dedim. O da bana “Yaz o zaman sende, besteleyelim” dedi.
Allah’tan yanımda hep kağıt kalem taşırım, çünkü şarkı sözü dediğin telefona yazılmaz pek öyle, kağıt lazım, kalem… Yaklaşık 7 dakikada yazdım bu sözleri… En içimden gelen… en eskilerden, çocukluğumdan bile izlerle… Ve aynı gün hemen besteleyip kaydettik. O yüzden o kadar şarkım varken ilk bu şarkı… O yüzden biraz agresifim söylerken -kabullenemiyorum o güzel çocukların dışlanmasını- O yüzden pürüzleri de  kapatmayalım istedim; hayat gibi kusurlarıyla olduğu gibi kalmalıydı ve doğal olmalıydı her şey… O yüzden saçlarım kendi doğal halinde hiç bir işlem yok, o yüzden tırnaklarımda oje yok, o yüzden piyanonun tozunu almadık mesela ve o yüzden camları silmedik 🙂 Veya 2.kez daha düzgün bir okuma almadık… Şarkıyı yaptığımız anda okuduğum ilk ve tek kayıt bu ve birde çalınan ilk piyano… Demo aslında bi yerde… Bir tek canım Edolistan’ıma söz geçiremedim 🙂 Bu güzel makyajı o yaptıki ellerine sağlık (makyajda doğala kaçamasamda benlerimi gizletmedim en azından, sonuçta onlarda benim bi parçam 🙂 Şimdi biliyorum takacak birileri onlara :))) Edolistan’ıma çok teşekkür ediyorum 🙏 Ve Bertan’a çok teşekkür ediyorum… Kendim yapsam bu kadar güzel bi müzikle eşlik edemezdim sanırım sözlerime… Bu güzel görüntüleri çeken, uğraşan canım arkadaşım Enes’e, bi ricamızla o kadar işinin gücünün arasında klarnetiyle bize eşlik eden canım Ercan’a, bize o güzel evinin kapılarını açan buram buram nostalji kokan piyanosuyla çekim yapmamıza vesile olan canımın içi Özgül Ablama, her zaman yanımda olan Dilara’ya, Anneme, Simayki’me, Ali Mahmut’a, Caner’e, Yiğit’e, Nejla’ya, Cüneyt’e ve Özhan’a ve Boraya… Sevgili müdürüm Cem Bey başta olmak üzere beni hep destekleyen Teknopark İstanbul’daki müdürlerim ve arkadaşlarıma ve kalpten bir şekilde sevabıyla günahıyla tebrik eden herkese sonsuz teşekkürlerimle… Çünkü mükemmel olan değil elinden geldiğince çabaladığın en kıymetlisidir… “

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir