Nalet Olsun Yurdumun Müzik Piyasasına !

Hiç mi hiç ilgim olmayan bir piyasa halbuki. Her sektör hakkında az çok bilgi edinmeyi seven bir yapım var. Paranın akışını anlamak adına bir hobidir bu bana ait , ama müzik piyasası hiç ilgimi çekmedi. Ta ki doktor bir arkadaşımın yine doktor olan bir arkadaşı albüm çıkarana kadar. Web sitesini benim hazırlamamı istediler ve sosyal medya desteği vermem konusunda ricaları vardı. Kırabileceğim kişiler değildiler ve öncelikle biraz araştırma yapmam gerekti. Bir albüm çıkarıyorsanız nasıl para kazanabilirsiniz ? sorusuna cevaplar bulmadan insanlara ulaşabilme imkanı olamazdı. Sonuç olarak sorunun cevabını bulamadım. Valla bulamadım. Benim aklımın ermediği bir sektöre denk geldim. Bilginin, müziğin , görüntünün anında her yana yayılabildiği zamanlarda cd içine müzik koyup bunu insanlara nasıl satar da para kazanırsınız çözemedim. İstediğiniz her şeye sanal ortamda ulaşabildiğiniz bir zamanda albüme kim para verirdi ki ?

Hiç albümü olmayan ama çok tanınan kişiler grupların olduğu zamanlar yaşıyoruz. Meşhur olma kavramı 90 lar da ki gibi değil artık. Arkadaşımla sık sık görüşüyorduk, yaptıklarını ettiklerini uzun uzun anlatıyordu. Erişimine ulaşabildiğim yaklaşık 400 haber sitesinde elimden geldiğince tanıtıyordum ama yetmiyordu. Çok izlenen müzik kanallarında kliplerinin yayımlanması gerekiyordu. Devlet memuru olan doktor arkadaş kredi çekerek bir klip çekti. Büyük sıkıntılarla, zorluklarla. Çekti çekmesine ama sonra öğrendi ki herhangi bir yönetmen ile çekilen klibin değeri yoktu, malum kanallar belli başlı yönetmenlerin çektiği klipleri yayımlamakta diretiyordu. Yani bir anlamda o yönetmenlere mecbur koşuyordular ve bahsi geçen yönetmenler ise astrononik rakamlar talep ediyordular. İkinci bir kredi patlattı bizim doktor ve ikinci klibini çekti ama işin ironik tarafı çuvalla para ödediği yönetmenle tanışamadı bile. Yönetmen asistanını gönderip işi uzatmadan gelişigüzel bir klip çektirmişti. Yani bir anlamda haraç istemekti bana göre, bana göre ama bu , benim görüşüm !  Bu arada ilk klip RTÜK kurbanı 12004885_1164796243534699_3391374005199239272_nolmuştu zaten. Klipte tek bir tane bile kadın yoktu, doktor tek başına çalıp söylüyordu, neden RTÜK e takıldığını öğrendiğimde “Nalet olsun sektörünüze” demiştim. Yatakta kucağında gitar olması müstehcen sayılmıştı ve fakat doktor gayet giyinik falandı ama damacanaya , ördeğe, tavuğa, köpeğe tecavüz edilen bir ülkede gitar ile samimi olmak hoş değildi muhakkak, haklıydı RTÜK bence. Gitar bu sonuçta , oldukça erotik bir enstrüman, niye kucağına alırsın ki be adam ?

Nihayetinde Kral denen ve hala izleyenlerin olduğunu öğrendiğim kanalda klipleri yayınlanmaya başladı. Bizim doktor buna rağmen henüz öyle pek meşhur olamadı ama albümleri satmaya başladı. Diskolar , barlar , radyolar ve tanıtımlar sayesinde satışlar var ama verilen emek düşünülünce, nalet olsun sektörünüze denmekte.

Yani meşhur olmak zor canlarım, her alanda olduğu gibi burada da parası olan balon gibi şişirilip önümüze atılıyor ama kalanlar ne kadar yetenekli olursa olsun ciddi engeller ile karşılaşıyor. ( Asil Mucize )

*********

Gelelim diğer bir  yeni albüm sahibi güzelliğe. Elif Buse Doğan. Hakkında daha öncesinde de birkaç kez yazdım.12004704_967217856657475_2076004887752916065_n Halk müziği söylüyor olması benim için kendisi ile ilgilenmek için yeterli sebep. Türkü söyleyen, dinleyen insan birçok sıfır öndedir her daim. Elif Buse’de türküyü hakkını vererek söyleyen ve bu nalet piyasaya girmeye çalışanlardan.
fft107_mf5776109
Geçen yıl konservatuarı birincilik ile bitirmiş bir yetenek. Yani diyeceğim o ki yeteneği, sesi pek tartışılacak durumda değil, tescilli epeyce. Geçtiğimiz şubat- mart gibi albümü Bihaber’i çıkardı. Satışları hakkında çok fazla bilgim yok ama beklendiği gibi olmadığından eminim. Uzun yıllar sonra albüme para verdim ve çıktığı gün aldım. Ama bu çok sattığı anlamına gelmeyecektir. Çok satmasına zaten imkan yok, sonuçta türkü albümü çok satamaz.  Hakkettiği değeri gördü mü ? Bu sorunun cevabı da hayır olacaktır. Türkü konusu derin mevzu, türkülere hakkıyla değer veren bir toplum olsak ,  bugün Norveç’in, İsveç’in veya dünyanın en mutlu ülkesinin kıskandığı bir hayat standartında yaşıyor olabilirdik. Ne alâka ? denebilir, dedim ya türkü meselesi derin mevzu ama özetle türküler bizim gen haritamızdır ve biz son on yıllarda genlerimizden uzak kaldık, genlerimiz bozuldu, ortaya bugünün tablosu çıktı. Herhangi bir haber kanalını veya web sitesini açıp iki üç haber okuyun, işte bu tablo kendinden uzaklaştırılmış bir neslin sonuçlarıdır. Saçma sapan müzikler ile büyüyen, düşünme yetisini kaybetmiş nesiller yetişiyor. Müzik bir anlamda düşünme biçimidir ve eğer çocuğunuz “lay lay lom” diyerek büyüyorsa “ne olacak bu memleketin hali” diye sormaya hakkınız olmaz. Mevzu derin, konudan uzaklaşmamak adına burada kesiyorum . ( Albümü almak için : Esen Müzik )

Bu gece yazmama sebep Elif Buse’nin albümle aynı ismi taşıyan Bihaber isimli klibinin yayınlanması. Klip muhteşem ama bir o kadar nalet müzik piyasasının ürünü. İkisi birden,   hem muhteşem hem de kötü nasıl olabilir ? Muhteşem; kusursuz, renkler , görsellik , detaylar vs vs her bakımdan oturup izlemelik bir klip. Diğer yandan Elif Buse’nin tarzı değil , tamamen tribünlere oynanmış bir klip. Aslında tam da nalet müzik sektörünün istediği, beklediği bir klip. Klipte seyrine doyulmaz bir güzel var ısrarla ön plana çekilmiş, tek karede bile dikkati dağıtmadan sonuna kadar izlenmesi mecbur hale getirilmiş bir klip. Klipte “emek var” denilmesi açısından bazı detaylar eklenmiş ve kısaca kusursuz olmuş. Bu paragrafta eleştiriyor mu yoksa övüyor mu belli değil tadı var.  Şöyle ki, ticari mantıkla bakıldığında süper bir klip, klip yayımlayan kanallar için hazırlanmış , özenli ama bana göre çok özel  olmayan bir klip.

Peki uzun uzun yazdığım lanet müzik piyasasının şerefsiz kuralları, engelleri olmasaydı nasıl bir şey olurdu ? Mesela Elif Buse’ye bırakılsaydı, O’nun tarzı ve bakış açısının yansıdığı bir klip çekilseydi ? Deniz kenarına kocaman bir sandalye taşımanın “ne kadanda anlamsız” olduğunu söylerdi büyük ihtimalle. Makyajı abartı düzeylerde tutmaz, türküsünü söyler, notaları, türkünün karakterini ön plana çıkarırdı. Arada kendi gibi gülerdi (  belki Bihaber’i söylerken gülmezdi ama önemsiz )  ve zaten bu haliyle mis gibi izlenirdi. Ama nalet sektörde bunların bir önemi yok. Yazının başında yazdığım engellere takılırdı ve sektörü elinde bulunduran müzik kanalları tarafından değer görmezdi.

Sonuçta fatih ürek, seda sayan , memetali erbil,  kuşum aydın , zorundamıyımı söyleyen teyze ( ismini anımsayamadım ) gibi isimlerinin başharflerini büyük yazmaya elimin gitmediği ünlülerimizin olduğu günlerde lütfen siz meşhur olmayınız. Meşhur falan olmayın, bizler az sayıda ama öz sayıda kişi sevelim sizi, sadece biz dinleyelim ne oluuur…

 

Özgür Çiçek

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anti-Spam Quiz: