Bu bir Polis Mektubudur !

Ekşi Sözlük’e dün gece eklenen ve  ‘Türk polisinden kamuoyuna mektup’ başlıklı yazıyı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen aktarıyoruz:

sayın vatandaşlarım değerli arkadaşlarım,

ben bir anadolu lisesinin yabancı dil bölümünden 2005 yılında mezun olmuş ve o yıl girdiğim öss-yds sonucunda 351,6 puan almış ancak anadolu öğretmen liselerinin ek puan adaletsizliğinden ötürü yaptığım 10 tercihin sonuncusu olan erzurum atatürk üniversitesi almanca öğretmenliğine 0,8 puan farkla yerleşemeyerek aynı yılın p.m.y.o. sınavları sonucu niğde p.m.y.o.’ya girmeye hak kazanmış ve ailemin ekonomik durumunu da göz önünde bulundurarak tekrar sınavlara hazırlanmaktansa polisliği tercih etmiş ve bu meslekte onur ve şerefimle bu günlere kadar gelmiş bir polis memuruyum.

bu güne kadar zerre harama el sürmedim. kimseye görevim başında sesimi dahi yükseltmedim. kalp kırmaktansa kafamı kırmayı tercih ettim her zaman. zor durumda gördüğüm vatandaşa daha o istemeden yardım edebileceğim oranda yardım ettim. karşılığını ondan beklemedim hiçbir zaman çünkü karşılığı banka hesabıma yatandan başkası değildi, bunu biliyorum, buna göre yaşıyorum. bu güne kadar fethullah gülen ve onun yapılanmasıyla da hiçbir ilişkim olmadı. imamın ordusundan değilim yani birilerinin düşündüğünün aksine. kendimi hiçbir zaman hükümetin ya da başbakanın polisi olarak görmedim. ben atatürk’ün kurduğu türkiye cumhuriyeti’nin polisiyim ve tüm türk vatandaşlarına hizmet etmek için varım.

buradan sonrasını haddim olmayarak, kendileri adına açıklama yapacak tek bir kurum ya da şahıs olmayan ve bu süreçte belki de en çok mağdur olan ve yıpranan tüm türk polisleri adına yazıyorum.

gezi parkında ağaç sökme kararını biz almadık, avm yapmaya biz karar vermedik, gece 22.00’dan sonra alkol satışını biz yasaklamadık. medyanın yansıttığının aksine sabahın köründe çadırlarınızı söken biz değildik. biz işsizliğin tavan yaptığı bir ülkede sosyal güvenceli bir iş bulabilmiş ve bunu elinde tutmaya çalışan sıradan vatandaşlarız sadece ve bunun yolu verilen emri ve görevi yerine getirmekten başkası değildir bu meslekte. toplu müdahalelerde emri başınızdaki amir verir ve sizin pardon amirim, adamlar haklı, ben de onlar gibi düşünüyorum, müdahale etmem ben bu gruba deme şansınız yoktur eğer yarın hâlâ bir işiniz olsun istiyorsanız. sizin kadar biz de atatürkçüyüz. sizin gibi bizler de benzini 5 sigarayı 10 liraya alıyoruz. sizin kadar biz de memnun değiliz ülkenin içinde bulunduğu durumdan.

polise emri vali verir, valiyi hükümet atar, hükümeti de bu millet seçer. sizler de eğer bu milletinin birer ferdiyseniz kendi seçtiğiniz hükümetin emir ve talimatlarını yerine getiriyor diye polise hakaret edemezsiniz. etmemelisiniz. içimizde elbette çok kötü insanlar var. hangi meslek grubunda yok ki? doktorların hepsi mi kibar ve nazikler? öğretmenlerin hepsi mi mahmut hoca sanki? onlara sizler kadar inanın bizler de kızıyor, yaptıklarını asla hoş görmüyoruz. toplum genel itibarıyla geliştiğinde bu gibi durumlar düzelecektir umudunu taşıyoruz.

en kısa sürede aydınlık günlere kavuşmak dileklerimle yazıma son verirken kendi adıma son bir hatırlatma vicdan sahiplerine. berkin elvan ne kadar bu milletin evladıysa polis memuru emrah taşdemir de o kadar evladıydı. her ikisinin yitip gitmesi için de aynı acıyı hissetmeyen ben insanım demesin.

ek;

ekleme yapmam şart oldu ne yazık ki. çünkü aramızda okuduğunu anlama engelliler var fazlaca. burada anlatmaya çalıştığım şey asla amir ya da müdür ne emir verirse versin sorgusuz sualsiz yerine getiririm. arkası beni ilgilendirmez değil. kanun, hukuk cahili de değilim. konusu suç teşkil eden emrin asla uygulanmayacağını da. zaten burada konu bu değil. hiçbir amir gaz fişeğini göstericinin kafasına sıkın gibi bir emir vermez. verirse bu suçtur ve yerine getirilmez. ancak kendi inisiyatifiyle bunu bu şekilde yapan insanlar var ve ben de en az sizler kadar kızıyor, sinirleniyor, elimden geldiğince engel olmaya çalışıyor ve uyarılarda bulunuyorum. ama bu ülkenin insanları çocuklarını bak polis amcaya veririm seni diye korkutuyorlar maalesef. tek arzum birazcık karşılıklı empati.

istifa etcilereyse söyleyecek bir şey bulamıyorum. sadece şu; baba olunca sizi de görmek gerek.

ek 2;

ne yazık ki hâlâ okuduğu yazının ne demek istediğini, altında yatan düşünceyi anlamayan ve anlamak istemeyenler var.

hepimiz dünyaya geldiğinde ailelerini ve sevenlerini sevince boğan minik birer bebek olarak bu ülkede gözlerimizi açtık. sonra büyümeye başladık ve büyüdükçe arasına doğduğumuz aile, içinde yetiştiğimiz çevre, gittiğimiz okullar, hayata dair tanık olduklarımız bizi şekillendirdi ve nihayetinde bu devlet, bu ülke, bu toplum, bu sistem, adına ne derseniz deyin bazılarımızı sizin şerefsiz, kiralık katil, hükümetin maşası birer canavar ve hatta o.ç. olarak nitelendirdiklerinize ve sizin gibi burada, okuyup anlayacağınızı ve bir an olsun üzerinde düşüneceğinize inandığı düşüncelerini paylaşan bir insana bu sözleri sarf edebilme hakkını kendinde görebilen bana göre çok da bir farkı olmayan insanlara dönüştürdü. sonuç mu? sonuç; hayata dair umutları olan gencecik yaşta yitip giden nice canlar.

bunu anlamak, üzerine düşünmek neden bu kadar zor sözlük ahalisi? olan size ya da bize değil hepimize oluyor diyorum. hata mı ediyorum?

Haberin Tamamı İçin: https://eksisozluk.com/turk-polisinden-kamuoyuna-a…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anti-Spam Quiz: