AKP ne yapıyor sahi ?

AKP cidden ne yapıyor ? Toplumun bir kesimi , ki bu kesim AKP olmayan tüm taraflar , AKP’nin ciddi bir yanlışın içinde olduğunu , ak olmadığını , özgürlükleri kısıtladığını , toplumun yaşam şekline doğrudan müdahale ettiğini , yolsuzluklara bulaştığını , diktatör bir bakış açısı ile yönetim sağladığını falan düşünüyor. Bu örnekler daha da arttılabilir. AKP’li taban ise bu düşüncelerden bazılarına katılıyor , bazıları tümünü reddediyor , bazısı ise tüm bunları kabul ediyor ama yine de oy veriyor.

 

Ne acaip durumlar bunlar. Acaba 10 küsür yıllık bir iktidar tamamı ile yanlış veya doğru olabilir mi ? Mesela bozuk saat misali hiç doğruyu gösterdiği olmamış mıdır ? Muhalefete göre hayır , olmamıştır. AKP tabanına göre ise yanlış varsa bile altında muhakkak bir doğru vardır.

İki bakış açısı da tam bize göre. “Yensende yenilsen de” mantığı ile takım tutar gibi parti tutan bir milletiz. Özetle AKP’ye tarafsız bir bakış atsam mı ? AKP’li değilim ve asla muhalifte değilim. Muhalif olabilmeyi isterdim fakat ülkemizdeki alternatifleri düşününce , asla ! diyorum.

2002 de ABD’ye gidip dönen ve Başbakan olan bir Başbakan’ımız var. Garip bir durum değil bu. Marshall Planı isminde yardımlar aldık mı biz ? Menderes döneminde İncirlik’i ABD’ye vermişiz sanırım. Çok derine inmeyelim ama bu ülkede çoluk çocuk bile ABD’nin istemediği birinin Başbakan olmayacağı malumumuz. Recep Tayyip Erdoğan’da kuvvetle muhtemel ABD’nin istediği kişiydi. Di’li geçmiş zaman kullanmaktayım çünkü artık istemediğini de hepimiz biliyoruz.

Hatta bir rivayete göre 1997’de ABD’li yetkililer ısrarla Recep Tayyip Erdoğan , Abdullah Gül , Bülent Arınç gibi bugünün siyasi aktörleri ile ısrarla görüşme talep etmiş ve görüşmüştür. Kimbilir belkide taa o yıllarda Türkiye’nin siyasi portresi oluşmuştu…

Başbakan koltuğa sağlam oturmuştu. Çok net icraatlar ile Türkiye siyasi tarihine kısa sürede adını unutulmaz listesine yazdırdı. Kendine aşırı bir güven ile açıklamalar yapıyor , korkusuz bir imaj çiziyordu. Sonraları bu korkusuzluğun sebebini BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi ) eş bakanı olduğu için olduğunu anlamıştır. Yani Türkiye ABD’nin Arap dünyasını yeniden şekillendirme planlarını bölgede uygulayan devlet rütbesindeydi. Minik ABD olmuştuk. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üstüne basa basa BOP Eşbaşkanı olduğunu açıklayarak geziyordu.

Yine bu süreçte devlet içerisinde ciddi bir kadrolaşma almış başını gidiyordu. KPSS formalite sınav statüsüne düşmüştü. Yine üniversite giriş sınavlarına yönelik güven sarsılmıştı. AKP bizzat cemaat ve kendi kadrolarını en uç noktalara alenen yerleştiriyordu. Kimse ses çıkaramıyordu. Ses çıkaranın ise sesi çabuk kısılıyordu. Derken medya el değiştirmeye başladı. Yandaş medya denen bir kavram ortaya çıktı…

Yaz yaz bitmiyor , az değil 10-12 yılın özeti. Mesela açılım denen bir gariplik var tüm ülkeyi rahatsız eden. Kürt’lere belli haklar verilmesi muhakkak şarttı ama AKP bu konuda sınırları zorluyordu. Muhafazakar ve milliyetçiler sonuna kadar rahatsızdı bu durumdan. Apo denen dönek örgüt kafasına sayın demeler falan. Hatta öyle ki Başbakan Diyarbakır’da Barzani ile neredeyse şemmame oynayacaklar diye korktuk. Kürt politikası yüreğimizi ağzımıza getirdi. Hatta ülke kurulacak ve kurdelası bizzat devlet büyüklerimiz tarafından kesilecek durumları bile olabilecek sandık.

17 aralık patlak verdi sonra. Bir baktık ki vay anam vay. Sıfırlanamayan paralar , birkaç kuruş ile ifade edilen milyonlar , meşhur ayakkabı kutusu ,  bağışa bağışlanan yürolar , İran ile korkunç büyüklükte bir para trafiği vs vs. 17 aralık hepimizin malumu.

Sonra kritik 30 mart seçimlerine geldi sıra. İşte bu seçim tüm herkes bir , AKP tek mantığı ile sandığa gidildi. Muhalefet AKP yi devirmek için birbirlerinin işaretleri ile çıktı meydana. Sarıldılar koklaştılar. O kadar samimi oldular ki 80 ihtilali öncesi bu ülkede oluk oluk kanı niye akıttılar diye sormadan edemedim. MHP ile CHP kanki oldular. Keşke 80 öncesi AKP olsaydı da gençler haybeye birbirine kıymasaydı o yıllarda.

Muhalefet AKP nin yıkılacağından o kadar emindi ki muhalefet bile yapmadı seçimlerde. Sadece Twitter’dan Fuat Avni tivikleri okuyup meydanlarda bize zaten bildiklerimizi anlattılar. Tek söyledikleri “AKP çaldı ama biz çalmayacağız ” oldu. Yani mantık o kadar garipti ki anlam veremedi toplum. Çalmamayı ek bir nitelik olarak bizlere sundular. İyide kim olursa olsun çalmamak lüks değil , bunu anlamadılar. Anlamadıkları içinde anlatamadılar. Dünyanın en beceriksiz muhalefeti plaketine hak kazandılar. Dünyada hiçbir ülke yok ki iktidarında bu kadar açık olsun ve muhalefeti bu kadar çok malzemeyi bu kadar beceriksizce kullanamasın. Kim ne derse desin Allah Recep Tayyip Erdoğan’a yardım ediyor.

Derken AKP % 43 civarı bir oy ile muhalefeti rakip olarak bile görmeden sandıktan çıktı. Dünya bu işe akıl erdiremedi, muhalif taban ise sinir krizleri geçirdi. Nasıl olur da sayısız ses kaydına rağmen , tüm bu olanlara rağmen toplum AKP’ye oy verirdi ? AKP’ye oy verenler cahil olarak nitelendirildi , koyun denildi vs. Ama muhalefet ne partiler bazında ne de taban olarak AKP’ye oy verenleri dinlemedi , anlamadı ve daha kötüsü anlamaya çalışmadı.

Sosyal medyada ağırlıklı olarak çevrem muhaliflerden oluşmakta. Birebir tanımaktayım bir çoğunu ve sevmekteyim. Hakeza anlamaktayım hepsini , hak vermekteyim birçok konuda ama onbinlerce kişiden oluşan bir organizasyonu tamamı ile reddetmek , karadır demek veya bu benzeri davranışları onaylamamaktayım.

Seçimin son haftası doğuda bir köydeydim. AKP tabanı diye nitelendirilen bir bölgede insanları anlamaya çalıştım. Öyle ya insan 17 aralık sonrası AKP’ye nasıl oy verir ? Koyun mu gerçekten bu insanlar veya aşırı derece cahil miler çözmek istedim. Konuştum uzun uzun. Bana göre internetin olmadığı ve medyanın taraflı yayınlarına maruz kalan kandırılmış kişilerdi bunlar. Ama konuştukça anladım ki hiç düşündüğümüz gibi değiller. Ses kayıtlarını dinlememiş çoğusu , yine birçok konudan bihaberler ama yine birçok konuda çok net fikirlere sahipler. Yani öyle takım tutar gibi parti tutmuyorlar aslında. Eğitim düzeyleri düşük ama cahil de değiller. Mesela MGK’nın Youtube’ye düşen ses kaydı sonrası sitenin kapatılması konusunda net bir şekilde Başbakan ile hemfikirler. Konuşmanın içeriği ayrıca tartışılabilir ama ülkenin en üst düzeyine ait , ülkenin savunmasına yönelik bir konuşmanın internete sızdırılmasını savaş sebebi olarak görüyor hepsi.

 

Devamı yarın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anti-Spam Quiz: